9 Nisan 2010 Cuma

Serbest Düşüş

Büyükşehir doğumlu memleket havasında büyümüş bir çocuk. Benim de içimde bulunduğum, bir dönemin göç dalgasından etkilenmiş büyük çoğunluk. Gündüzleri çocukların sokağa "salındığı", akşam ezanında eve girme mecburiyetleri ve bu mecburiyetlere itiraz edip akşam eve girişi geciktirmeye dayalı çocukluk eğlenceleri. Kaçak göçek oynanan saklambaçlar, elim sendeler, misafirliklerde oynanan evcilikler.

Güzel bir çocukluk, laboratuar ortamında yetişmediğimiz için başka bir sürü problemin içinde yeşeren bir hayat. Bazı akşamlar eve yara bere içinde dönüp, evde üzerine "sopa yemek", bazı akşamlar seninle oyunlar oynayan aile büyüklerin. Geçmiş hep güzel gelir derler, çünkü eski zamanlarda sen de çocuksundur ve çok şey umurunda değildir. Tek derdin yeme, içme,oyun oynama, biraz da ders çalışma olunca hayat daha bir güzel oluyor sanırım. Hatta yemen içmen bile senin derdin değil, annen koşturup duruyordur. Oh mis..

Her dönem devam eden bir statüko ve başka alanlarda bir değişim, dönüşümün yaşandığı ama her seferinde sanki ilk kez söylüyormuşcasına heyecanla söylenen "bir değişimin arefesindeyiz" sözü. İnsanın hayatı hep bu değişim dönüşümlerden etkileniyor da kurumlar, ülkeler bundan etkilenmiyor mu? Elbette ki etkileniyor.

Geçtiğimiz cuma akşamı 4 günlük evden çalışma maratonu için hazırlanıyordum. Dizi stoğu kontrol ediliyor, FM kontrol ediliyor felan. İşte tam o sırada internet bağlantım gitmekle kalmak arasında sürünüyordu. Hani hep olur ya, bir kıza aşıksınızdır, hiç yüz vermese yürür gidersiniz, karşılık verse birlikte olmaya başlar keyif alırsınız. Ama işte üçüncü madde, bazen yüz verip, bazen başından savıyorsa işte acı zamanı gelmiştir bu ağlak yazar için. Yazar dediğime bakmayın, yazmak eylemini gerçekleştiren birine yazar demek gerekir diye düşünerek, kendime atfettiğim bir sıfat bu. Yazar demiyim de ne diyeyim Mahmut mu diyeyim sonuçta.. 

Komidin ne garip bir şey, dıştan bakıp hiç bir şeye benzetemediğiniz içine tonla eşya alan, ileri geri hareket eden çekmeceleri olan bir nesne. üstüne de bir şeyler koyabiliyor, hayatınızı renklendirebiliyorsunuz. Wireless bağlantım gece uykularımı(!) dağıtmasın diye salondaki komidinin üzerine ben de payıma düşen alanı doldurmak üzere modemimi yerleştirdim. Nerden bilirdim bir gecemin komidinin üzerinde geçeceğini. Diğer eşyaları sanki biraz sonra ateşli bir sevişme yaşayacakmış gibi kol marifetiyle yere atmak isteği ancak gerçekleştirememe sıkıntısıyla, birer birer toplayıp çekmecelere tıkıp işe koyulma.

Hayatta bir şeylere bağlanıyorsanız onsuz olmuyor. Cuma akşamını bir yandan telefonda ISS(internet servis sağlayıcı), bir yandan da modemim arasında geçiriyorum. Çok şükür karşımda cevap veren birileri var da yalnız başıma kalmıyorum. Adam ne dersem yardımcı oluyor, yapacak bir şey olmadığını anladığımda bile öyle sıkılıyorum ki, yine arıyorum bu kez karşıma çıkan bayanla sorunu tekrar çözmeye çalışıyor zaman dolduruyorum.

3 teknik destek "arkadaşı" ile konuştuktan sonra, daha fazla ayakta dikilemeyeceğimi anlıyor, masama oturuyorum. İleri çocukluğumda hep "ben yokken nasıl eğleniyorlardır" düşüncesi hasıl olurdu. Hasıl kelimesini kullandım diye o dönemi atlattığımı düşünmeyin. Cuma gecesi böyle hissettim. Giremiyorum, bakamıyorum foruma felan. Kimbilir neler dönüyor şimdi diyorum. Ben de açıyorum çaresizce oyunu, sıkılgan hayatıma neşe getirsin diye.
AFC Wimbledon ile Kuzey Konferansı liginde başladığım kariyerim son sürat devam ediyor. Yıllar yılı bitmişimdir şu lafa, "o lig bizim şu lige karşılık geliyor". Öyle bir ligde aldığım kulüp hali hazırda yine öyle anlatılabilecek bir ligde. Premier-Süper, Championship-Lig a, League One-2. Lig, League Two-3. Lig, North Conference -?? olunca ben ?? kısmından başlayıp 4. senemde 2.Lig seviyesine yükselmişim. Heryerde adım geçiyor felan. Sezon sonuna 5 maç kalmış, 2. sıradaki AFC Wimbledondan haftada 700 pound alan bana Manchester United kulübü haftalık 32.500 pound luk bir teklif sunuyor. "Ancak beni paranla satın alamazsın" diye bağıra çağıra teklifi reddediyorum. Yükselmeyi garantiye aldığım an, öyle mutlu oluyor taraftar, yönetim felan. Kendimi süper hissediyorum.

Başkan soyunma odasına geldi. Hiç tanımıyormuşum, malzemeci gösterdi.

-Abi dedi zaten şunun şurasında kaç kişiyiz, benim karşı komşum ben de oradan tanıyorum.. 
Gözlerinin içi gülüyordu, geldi elimi sıktı önce. Kendini tutmaya çalıştığı çok belliydi.(Yazıda flashforward diye bir şey olsaydı ne hallere girdiğini yazardım burada ama, beklemek zorundasınız.) 
-Tebrikler hocam, önce teklifi reddettin, şimdi takımı League One a yükselttin. Bu bedbaht taraftar sayende mutlu olmaya başladı. 
-Estağfurullah, ben potansiyeli açığa çıkardım. 
Takımın "Amaral" ı Collins ortaya geldi bir baba hindi çektirirken başkan aralarına girmişti bile. Kravatını başına dolamış, gömleğini dirseğine kadar sıvamıştı. Terli terli yanıma geldi, 
-Hocam sözleşmeni artırmak istiyorum, bizim çocuğun dersanesi bitti, oradan artan bir 200 pound sana helal olsun, dedi. 
-Yok efendim, kabul edemem, çocuğun rızkı o, bugün o olmadı başka bir şey çıkar ona kullanırsınız, dedim.

Cümleyi çok karışık kurmuşum o da bir şey anlamadı, otobüse güruh olarak hareketlendik. Şehir turu atarak bir kaç saat dışarıda kalacağımı düşünürken, 20 dk sonra evimdeydim. "Küçük şehrin mutlu yaşamı" dedim kendi kendime.. Oturdum memleketimde bunlar konuşuluyor mu acaba diye paçavramsı gazetelere bir bakayım dedim ki, internetim çok yavaştı. Biçimsiz sitede adımı arattım, çok yerde geçiyordu. Ya beni yazmışlardı ya da ülkemde çok güzel gelişmeler olmuştu.

Evet dostlar hala internetim sürünüyordu. Çıldırmak üzereyken, hiç bunlara sahip olmadan geçirdiğim 15 senem gözümün önüne geldi. Var ya meşhur söz, sahip oldukların bir gün sana sahip olacak diye, inanmaya başladım bu külhanbeyi söze.

Seneler boyu gelişim adında bir sürü değişime maruz kalıyoruz, konfor sağlıyor sözde, bağımlı yapıyor aslında. Onlarsız olmuyor. Belki de hayatı güzel kılan şey bağımlılıklar. Cumartesi yine o bağımlılıklarımızdan(yakuphanoğullarından) birine doğru gideceğiz, bu sezon sondan bir önceki buluşma, hiç aklınıza geliyor mu son maçtan sonra zaman nasıl geçecek? 





Hiç yorum yok: