Sene 1987, Sony marka Trinitron serisi 55 ekran tv evimize girer. Babam o sıra arkadaşlarının gazına gelip eve renkli televizyonu alır. Ancak üzerinden geçen 23 senede halen çalışmakta olan tv nin yerine yenisini aldırmaz bir türlü. Envai çeşit bahaneyle bizi lcd lerin led lerin havada uçuştuğu, insanların yeni açılan teknoloji marketlerde bir tanesini "kapabilmek" için kafa göz yardığı bir dönemde, 23 yıllık tv ye mahkum bir şekilde yaşamımızı zorla idame ettirir.
Şimdi tv sözkonusu ise, aileyle birlikte yaşanıyorsa, standart bir ailenin akşam kavgası tv dizileri oluyor. Ben de isterdim annem ordan plağa nostaljik birşey koysun, elinde kitabıyla, bilge bilge sussun. Ben de ordan buraya zaplayarak gençliğimi yaşayayım. Ama nerde efendim. Bir tanecik annem akşamları Kanal D zırvasının ne menem olduğu belli olmayan tüm dizilerini gözünü kırpmadan izliyor, yanında fındık, ceviz kırıp, elma soyuyor, bir de üstüne bana ikram ediyor.
Ben hiç meyve yemem bana kalsa. Hala zorla yedirirler. Bazen hasta olduğumda portakal yerim bi tane, bakarım geçmiyor, "eeh biliyodum zaten" diyip basarım vicks i böğrüme böğrüme.. Böğrüme yazdığıma bakmayın, az önce annemin yaptığını anlattığım ceviz, fındık kırmak gibi eylemler bu şekilde konuşmamı sağlıyor. Annem bir tanedir yine de. Bazen kızar döker ama çok iyidir, hep iyiliğimi düşünür.
Allah'a şükür tv ile aram pek yok. Dizi olarak tv den sadece Geniş Aileyi izliyor olmanın verdiği rahatlıkla, tek tv li evimizde rahat rahat yaşayabiliyorum. Internet sağolsun herşeyi indirip izleyebiliyorsun. Eskiden öyle miydi? Bir şarkı indirmek için 40 dk beklerdik, şimdi bir film indiriyoruz o sürede. Belki ilerde tüm internetin sıkıştırılmış halini indirebileceğiz bilgisayarımıza. Diziden başka tv de ne mi izliyorum? Cevap basit: maçları. Spormaxiyle, NTV si, LİGTV si ve STAR ıyla hemen hemen tüm maçları izliyorum.
Evet doğru düzgün bir hayatım kalmıyor ama, insanın sevdiği bir şeyi yapması çok doğal. Hadi lig maçları neyse haftasonuna kalıyor(gerçi beşiktaşım sayesinde evdekiler pazartesi-cuma bir sürü dizilerini kaçırsalar da) ve çakışmıyor tv programlarımız annemle. Ama annem, garip anam, mazlum anam... Biliyorum bu akşam fenomenin var. Ağlak ve gergin aile, gene başına binbir belayla başetmeye çalışacak. Onlar sette, izleyenler tv başında gerim gerim gerilecek. Anlamıyorum arkadaş, benim başıma bu Halil Ergünün ve ailesinin başına gelenler gelse, şimdiye intihar ederdim.
Adam hala paytak paytak yürüyor, yok efenim aile şerefiymiş, yok efenim gururuymuş. Bırak bu işleri gözünü seveyim. Aslında Yaprak Dökümünü bu kadar seven kadınlar, futboldan anlasalar eminim ya Beşiktaş ya da Liverpool taraftarı olurlardı. Acı acı acı... Başka bir şey yok hayatlarında.
Neyse malumunuz STAR eşref saatine denk gelip Arsenal-Barcelona maçını yayınlamayı seçmiş. Ama bu akşam, işin kötüsü acılı aile günü. Yani Yaprak Dökümü. Anne özür dilerim gerçekten ama, bu maçı izlemem lazım. Kanal D kanal-i-zayonunun webtv si pek iç açıcı değil ama, istersen bilgisayarımı kullanabilirsin. Affet beni şimdiden anne. Seni çok seven oğlun.
