"Gün ışığı hafiffçe süzülürken odanın içine.." diye başlayan bir cümle çok karizmatik olurdu. Ama asla gün ışığına uyanmadım. Ailemin ev satın alırken, düşünürken yaptıkları küçük hesapların büyük etkisinde kaldı hayatım. Yalıtım, ısıtma gibi sıkıntıların büyük olduğu devirlerde, kışın ısınmanın büyük dert olduğunu, hatta çoğu kez tek odanın ısıtıldığını, kış gecelerini tıka basa tek odada geçirdiğini bilmekte fayda var. Biz de böyleydik.
Güney cephe olan evin, sıcak olması beklenirdi. Yüzünü güneye dönersen, güneş solunda kalır. Böyle demiyor muydu meşhur parçada. Ancak tek sıcaklığı yazın güneş, kışın da sobanın arka kapağının kızıllığına bağlayan bir evde sıcaklık, anca soba üzeri pişen kestaneler olabiliyor. Gün ışığı süzülmeyen evin içine hep kamyon gürültüleri süzülerek değil, mütecaviz şekilde geliyor, kışın pencerenin pervazlarını yalnızlık gibi titretiyor, aynı pencereleri yazın korku gibi gürültüyle aşıyordu.
Çok konuşulmazdı, çok konuşmazdık. Tek odaya doluşmuş bir sürü insan, konuşmadan ne yapabilir ki? Ama evet konuşulmazdı. Ev buluşma yeri değildi, sadece dinlenme yeriydi. Ve dinlenmek tek şekilde mümkündü. Uyunur, TV izlenir, meyve yenirdi. Yaşama alanı değildi orası. Eğlenme alanı da değildi. Eğlenmek yoktu ki hayatta, çalışılmalı, okula gidilmeli ve uyunmalıydı.
Hayat bize savaşılması gereken değil, belirli kalıpların içinde varolunması gereken bir formda sunuldu. Buna uygun hareketler beklendi hep. Bu yüzden bir şey olduğunda alkışlayan eller hiçbir zaman havaya kaldırılmadı. Havaya kalktığı an ise hep 85 ti. Bazen unutulurdu, bazen geç kalınır, bazıları takmazdı. İsyandı bizim için, senin için, onun için.
Beşiktaşlılık duruşu diye birşey yoktu. Beşiktaşlılık duruşu senin, benim duruşlarımızdı, üzerine fazlaca anlam yüklediğimiz. Bizim duruşlarımızdı o çatı altında ifade ettiğimiz. Hayatına tek isyanı bir stadyumda yapan bir insan olarak, isyan ettiği duruşun kaybolmasını hep birşeylere yorduk. İstediğimiz Beşiktaş gitmişti, başka bir Beşiktaş vardı. Hiç farketmedik biz gitmiştik, bitmiştik.
Elimizde hiçbir şey kalmadı artık. Tek keyfi futbol olan birisi olarak, elimden alınan futbolumu özlüyor ama, yerine birşeyler koymak gereksinimini hissediyorum. Artık heyecan duymuyorum. Hiçbirinden. Keşke daha iyisini yapabilsem. Normalleşebilsem..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder