30 Mayıs 2004 tarihinde başladı herşey. Süleyman Seba'yı istemezük diye bağıra çağıra göndermiştik. O güzel insanın gözleri dolu yaptığı konuşma hala gözlerimin önünden gitmiyor. Yenilikçi davranmak gerekiyor, yüzyılı kaçırmamak, sansasyonlar yaratmak gerekiyordu. Bir hülyaya kurban gitmiştik.
Ülkem temelleri hep aynı formül üzerinden dizayn edilmişti. 1950'lerden bu yana girdiğimiz eksen, tüketim toplumu olmak üzerineydi. Herşeyi dışarıdan satın alarak günlük ihtiyaçlarımızı bile karşıladığımız oldu. Hem sanayi hem de tarım alanında gitgide dışarıya mahkum bir yapıya kavuştuk. Diğer yandan planlar kusursuz işlemekteydi. Popüler kültürün satışından, insanların hoşuna gidecek çok malzeme çıktı. Bu kültür ile insanlar sadece kendi hayatlarındaki ufak ayrıntıları önemser, toplum yaşantısını, iktisadi gelişmeyi, insanca yaşamayı sadece kendisine yansıdığı ölçüde reddeder olmuşlardı. Afyonları iyi değerlendirdiler ve insanları sadece yaşam mücadelesine bakan bir yapıya kavuşturdular.
1980'lerde yapılan darbe sonucu buna karşı çıkan yüzbinler sindirildi. O yönde bir hayat yoktu kimse için. Sadece yaşayacaklardı. Sorgulamayacaklardı. Demokrasiye yapılan balans değildi önemli olan, topluma yapılan balanstı. Toplum istenilen düzeye çekildi. Bunun ardından da büyük kutuplar yaratıldı. İnsanların etrafında toplanacakları bu kutuplar, herkese uygun gelebilecek ülkeyi bir şekilde kapsayacak yapılara kavuşturuldu. Bu iki kutuba katılmayanlar ise marjinaller olarak etikenlendiler.
2000 li yıllar bize hiç ama hiç iyi gelmedi. Boşuna SON BARİKAT demedik. Kazanılması gereken bir kaleydik. Kaybettik. Şimdi yüzmilyonlarca lira borcumuz var. Borçtan da önemlisi, kendi taraftarımızı kaybettik. Ruhumuzu kaybettik. Futbol sadece futboldu belki. Ama içinde bulunan taraftarlar bir topluluktu. Bu topluluğu oluşturan değerleri kaybettik. Değiştirildik, dönüştürüldük.
O'nunla ben kendimizi bir çatışmanın ortasında bulduk. Savunduğumuz değerleri birer birer kaybetmenin hezeyanıyla bir şeyler yapmaya çalıştık. Ama çocuktuk. Elimizden birşey gelmedi. Şimdi birşeyler yapma zamanıdır. 2004'den beri bizi sömüren, kendine mecbur hale dönüştüren bu yapıya karşı isyanımızı ortaya dökme zamanıdır. Şimdi iş zamanıdır. EYLEM zamanıdır. SEN'i bekliyoruz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder